Türk futbolunda hakem atamalarına ilişkin tartışma, tribünlerdeki itirazların çok ötesine taşındı. Soruşturma dosyasına girdiği belirtilen mesaj kayıtları, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile Süper Lig hakemi Yasin Kol arasında maç görevlendirmeleri üzerine görüşmeler yapıldığını ortaya koyuyor.
Mesaj kayıtları ne gösteriyor?
Dosyada yer aldığı aktarılan 26 ve 27 Mayıs 2025 tarihli yazışmalarda, hakem, VAR ve AVAR görevlendirmeleriyle ilgili isimlerin karşılıklı biçimde değerlendirildiği görülüyor. Kol’un içinde kendi adının da bulunduğu bir listeyi Gündoğdu’ya göndererek kararı ona bıraktığı, sonrasında farklı adayların konuşulduğu öne sürülüyor.
Diyaloğun en fazla tepki çeken bölümü ise Özgür Yankaya’nın görev alacağı ekip üzerine yapılan değerlendirme. Gündoğdu’nun AVAR tercihini sorduğu, Kol’un da Atilla isimli hakemi önerdiği belirtiliyor. Başka bir kayıtta ise “Atilla VAR, Özgür abi AVAR olsun” şeklinde bir görev dağılımının gündeme geldiği aktarılıyor.
| Görev | Dosyaya yansıdığı belirtilen isim | Tartışmanın nedeni |
|---|---|---|
| Maç hakemi | Yasin Kol ve farklı adaylar | Hakem listesinin mesajlaşma yoluyla değerlendirilmesi |
| VAR | Atilla veya Onur Özütoprak | Görevli isimlerin önceden görüşülmesi |
| AVAR | Özgür Yankaya veya Sarper Barış Saka | Yardımcı video hakem seçiminin tartışılması |
Bu kayıtlar, iddia makamı tarafından atama düzenine dışarıdan müdahale şüphesi kapsamında ele alınıyor. Bununla birlikte Yasin Kol’un suçlamaları kabul etmediği, soruşturmanın sürdüğü ve henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı unutulmamalı.
Taraftarın tepkisini büyüten nedenler
Hakem kararları yıllardır futbol gündeminin en tartışmalı başlıklarından biri. Her hafta bir kulüp mağduriyet açıklaması yapıyor, rakipleri ise bu açıklamaları sonuçlara itiraz etmek için kullanılan bahaneler olarak nitelendiriyor.
Mesaj kayıtlarının ortaya çıkması, taraftarların uzun süredir dile getirdiği kuşkuları yeniden gündeme taşıdı. Tartışmanın merkezinde yalnızca belirli hakemler değil, atama sürecinin tarafsızlığı ve denetlenebilirliği bulunuyor.
- Atama ölçütlerinin kamuoyuna açık biçimde paylaşılması gerekiyor.
- Hakem ve video hakemi seçimlerinde kişisel görüşmelerin önüne geçilmeli.
- VAR konuşmaları, uygun bir süre sonra şeffaflık amacıyla yayımlanmalı.
- MHK’nin karar alma yapısı federasyon yönetiminden bağımsızlaştırılmalı.
Kulüpler ve federasyon üzerindeki baskı
Yaşanan gelişmeler kulüplerin de daha sert açıklamalar yapmasına yol açtı. Beşiktaş Başkanı Dursun Özbek, Türkiye Futbol Federasyonundan hızlı ve açık bir açıklama beklediğini belirtti. Kulüpler Birliği Vakfında ise bahis iddiaları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk edilen yöneticilerin durumu dahil olmak üzere çeşitli başlıkların ele alındığı bildirildi.
Özellikle alt liglerdeki bazı kulüp yöneticilerinin olağanüstü seçim çağrılarına destek verdiği yönündeki iddialar, federasyonun hareket alanını daraltıyor. Tepki yalnızca büyük kulüplerden değil, sistemin günlük uygulamalarından doğrudan etkilenen daha küçük ekiplerden de geliyor.
Federasyon tarafında yeni MHK yapılanması için çalışmaların sürdüğü ve geçici bir kurul oluşturulduğu açıklanmıştı. Riva’da yapılması beklenen toplantının ertelenmesi ise eleştirileri artırdı. İbrahim Hacıosmanoğlu, Türk futbolundaki uzun yıllara yayılan sorunların tamamından mevcut yönetimin sorumlu tutulamayacağını belirterek görevinden ayrılmayacağını açıkladı.
Ancak kriz dönemlerinde toplantıların ertelenmesi ve açıklamaların gecikmesi, kamuoyundaki güvensizliği azaltmak yerine büyütebiliyor. Bugünkü tartışmanın temel sorusu da burada düğümleniyor: Hakem atamalarının gerçekten ölçütlere göre yapıldığını gösterecek bağımsız ve denetlenebilir bir sistem kurulabilecek mi?
Çözüm için gereken ilk adımlar
Hakem camiasında yaşanan güven kaybı, birkaç yöneticinin görevden ayrılmasıyla giderilemez. Dürüst biçimde görev yapan hakemlerin, tartışmalı kararlar ve şüpheli iletişim kayıtları nedeniyle aynı kefeye konulmaması için kurumsal düzenlemeler şart.
Şeffaf kriterler, kayıt altına alınan atama süreçleri ve bağımsız denetim mekanizması kurulmadıkça isimler değişse bile benzer tartışmalar yeniden yaşanabilir. Türk futbolunun ihtiyacı, yeni bir polemik değil; herkesin aynı kurallara tabi olduğunu kanıtlayan güvenilir bir yönetim modelidir.

